Çocukların öfkelenmesinin tek bir nedeni yoktur. Öfkenin ortaya çıktığı durumları anlamak için çocuğun yaşı, gelişimsel özellikleri, aile ilişkileri, okul yaşantısı ve günlük yaşamındaki değişiklikler birlikte değerlendirilmelidir.
Bazı çocuklarda öfke;
gibi durumlarla tetiklenebilir.
Örneğin çocuk tabletini bırakması istendiğinde öfkeleniyorsa yalnızca “söz dinlemiyor” şeklinde değerlendirmek yerine, öfkenin hangi durumda başladığı, öncesinde ne olduğu ve sonrasında nasıl devam ettiği incelenmelidir.
Her öfkelenme davranışı bir davranış problemi anlamına gelmez.
Özellikle küçük çocuklarda ağlama, bağırma, kendini yere atma gibi öfke nöbetleri gelişimin bir parçası olarak görülebilir. Ancak çocuğun yaşı büyüdükçe duygularını ifade etme ve kendini düzenleme becerilerinin de gelişmesi beklenir.
Bu nedenle yalnızca “Çocuğum öfkeleniyor” demek yerine bazı sorulara bakmak daha anlamlıdır:
Bu sorular, davranışın dönemsel bir öfke tepkisi mi yoksa daha yakından değerlendirilmesi gereken bir durum mu olduğunu anlamaya yardımcı olabilir.
Çocuğun yoğun öfke yaşadığı anda uzun açıklamalar yapmak çoğu zaman işe yaramayabilir. Öncelikle ortamın güvenliğini sağlamak ve çocuğun sakinleşmesine yardımcı olmak gerekir.
Çocuk yoğun öfke yaşarken ebeveynin de bağırması veya tehdit etmesi çatışmayı büyütebilir.
Sakin ve kısa cümleler kullanılabilir:
“Çok kızdığını görüyorum.”
“Şu an öfkelisin. Sakinleştiğinde konuşacağız.”
“Kızabilirsin ama vuramazsın.”
Amaç çocuğun duygusunu kabul ederken uygun olmayan davranışa sınır koymaktır.
Çocuğun öfkelenmesine izin vermek ile her davranışına izin vermek aynı şey değildir.
Örneğin:
“Kardeşine kızabilirsin ama ona vuramazsın.”
“Tableti bırakmak istemediğini anlıyorum. Ancak ekran süremiz bitti.”
“Çok öfkelisin. Eşyaları fırlatmana izin veremem.”
Bu yaklaşım çocuğa duygularının kabul edildiğini, ancak davranışlarının sınırları olduğunu öğretir.
Çocuk yoğun şekilde öfkeliyken;
“Ben sana kaç kere söyledim?”
“Bak yine aynı şeyi yaptın.”
“Sen zaten hiç dinlemiyorsun.”
gibi cümleler çoğu zaman sorunu çözmez.
Öncelikle çocuğun sakinleşmesine yardımcı olmak, daha sonra yaşanan olayı konuşmak daha işlevsel olabilir.
Çocuk sakinleştikten sonra:
“Biraz önce ne oldu?”
“Seni en çok ne kızdırdı?”
“Bir dahaki sefere bunu nasıl farklı yapabiliriz?”
gibi sorularla olay yeniden ele alınabilir.
Öfke kontrolü yalnızca çocuğun öfkelendiği anda müdahale etmekten ibaret değildir.
Çocuğun sakin olduğu zamanlarda duygu farkındalığı ve problem çözme becerileri üzerinde çalışmak önemlidir.
Çocuğa;
gibi sorular sorulabilir.
Çocuğun duygularını isimlendirmesine yardımcı olmak ve uygun sakinleşme yöntemlerini öğretmek, duygusal düzenleme becerilerinin gelişimini destekleyebilir.
Fiziksel saldırganlık olduğunda öncelikle çocuğun ve çevresindeki kişilerin güvenliği sağlanmalıdır.
Sakin ancak net bir şekilde:
“Vurmana izin vermeyeceğim.”
denilebilir.
Gerekirse çocuk güvenli bir alana yönlendirilir ve zarar verebilecek nesneler ortamdan uzaklaştırılır.
Çocuk sakinleştikten sonra davranışın altında ne olduğu konuşulabilir.
Burada önemli olan çocuğu “kötü çocuk” olarak etiketlemek değil, uygun olmayan davranışı sınırlandırmaktır.
Ekran kullanımı, bazı ailelerde özellikle sınırlandırma sırasında çatışmaya dönüşebilir.
Çocuğa ekranı aniden kapattırmak yerine önceden bilgi vermek yardımcı olabilir.
Örneğin:
“10 dakika sonra kapatıyoruz.”
“5 dakika kaldı.”
“Son 1 dakika.”
Daha sonra belirlenen sınır uygulanabilir.
Ekran kullanımına ilişkin kuralların önceden belirlenmesi ve mümkün olduğunca tutarlı uygulanması, ekranın kapatılması sırasında yaşanan çatışmaların yönetilmesine yardımcı olabilir.
Her öfke davranışı psikolojik destek gerektirmez. Ancak öfke davranışları sık, yoğun, uzun süreli veya çocuğun günlük yaşamını etkileyen bir hale geldiğinde profesyonel değerlendirme düşünülebilir.
Özellikle;
bir uzmandan değerlendirme almak faydalı olabilir.
Amaç yalnızca öfkeyi ortadan kaldırmak değildir. Öncelikle öfkenin ne zaman, neden ve nasıl ortaya çıktığını anlamak ve çocuğun ihtiyaçlarına uygun bir yaklaşım belirlemek önemlidir.
Çocukla yapılan psikolojik değerlendirme yalnızca çocuğun davranışlarına bakılarak yapılmaz.
Çocuğun yaşı, gelişimsel özellikleri, aile ilişkileri, okul yaşamı, arkadaş ilişkileri ve yaşadığı güçlükler birlikte ele alınır.
Gerektiğinde ebeveynden ayrıntılı bilgi alınabilir, çocukla yaşına uygun görüşmeler yapılabilir ve çocuğun ihtiyaçlarına göre psikolojik değerlendirme araçlarından yararlanılabilir.
Özellikle öfke davranışının hangi durumlarda ortaya çıktığının ve davranışın çocuğun yaşamındaki işlevinin anlaşılması, uygun destek sürecinin planlanması açısından önemlidir.
Çocuğunuzun öfke kontrolünde zorlandığını, sık öfke nöbetleri yaşadığını veya öfkesini vurma, bağırma ya da eşya fırlatma gibi davranışlarla ifade ettiğini düşünüyorsanız, öncelikle davranışın altında yatan nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.
Bursa'da çocuk ve ergenlerle yürütülen psikolojik destek sürecinde çocuğun gelişimsel özellikleri ve yaşadığı güçlükler birlikte ele alınır. Gerektiğinde ebeveynlerle de süreç içerisinde çalışılarak sınır koyma, iletişim ve davranış yönetimi konusunda destek sağlanabilir.
Amaç çocuğun hiç öfkelenmemesini sağlamak değil; öfkesini tanıyabilmesini, duygularını uygun şekilde ifade edebilmesini ve zorlayıcı durumlarla daha işlevsel biçimde baş edebilmesini desteklemektir.
Öfke, çocukluk döneminde görülebilen doğal bir duygudur. Ancak öfkenin ne kadar sık yaşandığı, ne kadar yoğun olduğu, ne kadar sürdüğü ve çocuğun günlük yaşamını nasıl etkilediği önemlidir.
Her durumda görmezden gelmek uygun değildir. Özellikle çocuk kendisine veya başkasına zarar veriyorsa müdahale edilmelidir. Çocuğun duygusu kabul edilirken vurma, tekmeleme veya eşyalara zarar verme gibi davranışlara sınır koyulmalıdır.
Amaç yalnızca cezalandırmak yerine çocuğa uygun davranışları öğretmek olmalıdır. Açık, yaşa uygun ve tutarlı sınırlar oluşturmak, çocuğun davranışlarını düzenlemesine yardımcı olabilir.
Bazı çocuklarda gelişimle birlikte öfke nöbetleri azalabilir. Ancak öfke davranışları uzun süredir devam ediyor, giderek yoğunlaşıyor veya çocuğun okul, aile ve sosyal yaşamını etkiliyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.
Öfkenin çocuğun veya çevresindekilerin güvenliğini tehdit ettiği, okul ve sosyal yaşamını etkilediği ya da aile içerisinde ciddi çatışmalara neden olduğu durumlarda bir uzmandan destek alınması değerlendirilebilir.
Çocuğunuzun öfke kontrolünde zorlandığını, sık öfke nöbetleri yaşadığını veya öfkesini bağırma, vurma, eşya fırlatma gibi davranışlarla ifade ettiğini düşünüyorsanız, öncelikle bu davranışların altında yatan nedenlerin değerlendirilmesi önemlidir.
Bursa'da çocuk ve ergenlerle yürütülen psikoterapi sürecinde çocuğun gelişimsel özellikleri, yaşadığı güçlükler ve içinde bulunduğu çevresel koşullar birlikte ele alınır. Gerektiğinde ebeveynlerle de çalışılarak sınır koyma, iletişim ve davranış yönetimi konusunda destek sağlanabilir.
Çocuklarda öfke kontrolü sürecinde amaç çocuğun hiç öfkelenmemesini sağlamak değildir. Önemli olan çocuğun öfkesini tanıyabilmesini, duygularını uygun şekilde ifade edebilmesini ve zorlayıcı durumlarla daha işlevsel biçimde baş edebilmesini desteklemektir.