“Çocuğum dikkatini hiçbir şeye veremiyor.”
“Ders çalışırken aklı hemen başka şeylere kayıyor.”
“Bir işe başlayınca birkaç dakika sonra sıkılıyor.”
“Ödev yaparken sürekli kalkıyor.”
“Çok unutkan, söylediğim hiçbir şeyi hatırlamıyor.”
“Acaba çocuğumda dikkat eksikliği mi var?”
Bu cümleler, çocuklarının dikkatini sürdürmekte zorlandığını gözlemleyen ebeveynlerin sıkça dile getirdiği endişeler arasındadır. Çocuğun zaman zaman dalması, sıkılması veya bir göreve odaklanmakta zorlanması tek başına bir dikkat sorunu olduğu anlamına gelmez. Ancak bu durum uzun süredir devam ediyor, ev ve okul gibi farklı ortamlarda görülüyor ve çocuğun akademik, sosyal veya günlük yaşamını etkiliyorsa daha ayrıntılı değerlendirme gerekebilir.
Peki çocuğum neden dikkatini toplayamıyor? Her dikkat dağınıklığı DEHB midir? Ebeveyn olarak ne yapabilirim?
Dikkati sürdürmekte yaşanan güçlüklerin birçok farklı nedeni olabilir. Çocuğun yaşı, gelişimsel özellikleri, uyku düzeni, duygusal durumu, okul yaşantısı, öğrenme süreci ve çevresel koşulları birlikte değerlendirilmelidir. Bazı çocuklarda dikkat güçlüğü belirgin olurken bazı çocuklarda dikkat sorunlarına hareketlilik, dürtüsellik, unutkanlık veya görevleri tamamlamakta zorlanma eşlik edebilir.
Bu nedenle “dikkati dağınık” şeklinde tek bir açıklamaya ulaşmak yerine çocuğun yaşadığı güçlüğün nasıl ortaya çıktığını anlamak önemlidir.
Ebeveynler ve öğretmenler özellikle şu durumları fark edebilir:
Çocuk derse veya ödeve başlamakta zorlanabilir, başladığında ise kısa sürede başka şeylerle ilgilenmeye başlayabilir.
Yaşına uygun bir etkinliği sürdürmekte zorlanabilir. Özellikle uzun süreli dikkat gerektiren görevlerde “sıkıldım” diyerek bırakmak isteyebilir.
Ödevlerini, kitaplarını, kalemlerini veya günlük sorumluluklarını sık sık unutabilir ya da eşyalarını kaybedebilir.
Çocuk söylenenleri duymuyor gibi görünebilir. Birden fazla aşaması olan görevlerde ilk adımı yapıp devamını unutabilir.
Başladığı işi bitirmeden başka bir etkinliğe geçebilir veya sürekli bir yetişkinin hatırlatmasına ihtiyaç duyabilir.
Bazı çocuklarda dikkat güçlüklerine hareketlilik, sabırsızlık, sırasını beklemekte zorlanma veya düşünmeden davranma eşlik edebilir. Bu belirtilerin tek tek görülmesi DEHB tanısı anlamına gelmez. DEHB değerlendirmesinde belirtilerin sürekliliği, şiddeti, çocuğun gelişim düzeyine göre belirginliği ve birden fazla ortamda görülmesi önemlidir.
Her çocuğun zaman zaman sıkılması veya bir etkinlikten çabuk uzaklaşması normal olabilir. Özellikle küçük çocuklarda dikkat süresi gelişimsel olarak sınırlı olabilir. Bu nedenle yalnızca “çok çabuk sıkılıyor” gözleminden hareketle dikkat eksikliği olduğu sonucuna varmak doğru değildir.
Ancak çocuk;
yaşına uygun etkinlikleri sürdürmekte sürekli zorlanıyorsa,
okulda görevlerini tamamlayamıyorsa,
evde ödev ve sorumluluklar ciddi çatışmaya dönüşüyorsa,
öğretmeni de benzer güçlükleri gözlemliyorsa,
unutkanlık ve dağınıklık günlük yaşamını etkiliyorsa,
çocuğun dikkat becerilerinin daha ayrıntılı değerlendirilmesi faydalı olabilir.
“Dersin başına oturuyor ama beş dakika sonra kalkıyor.”
“Ödevini yapmak için sürekli beni yanına çağırıyor.”
“Bir sayfayı bitirmesi saatler sürüyor.”
Bu durum birçok aile için oldukça yorucu olabilir. Burada yalnızca çocuğun ders çalışma isteğine odaklanmak yerine, ders sırasında tam olarak ne yaşandığına bakmak gerekir.
Çocuk görevi anlamakta mı zorlanıyor?
Görevin başına geçmek mi zor geliyor?
Dikkatini sürdürmekte mi zorlanıyor?
Okuma veya yazma alanında güçlük mü yaşıyor?
Çok sıkılıyor veya başarısız olmaktan mı kaçınıyor?
Yoksa görevleri planlama ve organize etme konusunda mı zorlanıyor?
Bu soruların yanıtları, problemin kaynağını anlamak açısından önemlidir.
“Çocuğum aslında çok zeki ama ders çalışmıyor.” Bu cümle ebeveynlerden sık duyulabilir. Akademik kapasitenin iyi olması, çocuğun her zaman dikkatini sürdürmekte veya görevlerini organize etmekte zorlanmayacağı anlamına gelmez. Bazı çocuklar bir konuyu kolayca anlayabilirken uzun süreli görevlerde, ödevleri tamamlamada veya dikkat gerektiren etkinliklerde zorlanabilir. Bu nedenle “zeki olduğu için dikkat sorunu olamaz” şeklinde düşünmek doğru değildir.
Benzer şekilde akademik başarıdaki bir düşüş de tek başına DEHB anlamına gelmez. Dikkat sorunları; öğrenme güçlükleri, duygusal zorlanmalar, uyku sorunları veya başka faktörlerle de ilişkili olabilir.
Günlük konuşmada “dikkat eksikliği” ve “dikkat dağınıklığı” ifadeleri sık kullanılır. DEHB ise dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsellik belirtilerinin farklı biçimlerde görülebildiği nörogelişimsel bir durumdur. DEHB'nin ağırlıklı olarak dikkat eksikliğinin görüldüğü, hiperaktivite-dürtüselliğin öne çıktığı veya her iki belirti grubunun birlikte görüldüğü görünümleri olabilir. Bu nedenle yalnızca çocuğun hareketli olması ya da ders çalışırken dikkatinin dağılması üzerinden DEHB sonucuna varılamaz.
Ebeveynlerin en sık sorduğu sorulardan biri budur. DEHB açısından değerlendirme yapılırken belirtilerin ne zamandır devam ettiği, çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre ne kadar belirgin olduğu, farklı ortamlarda görülüp görülmediği ve günlük yaşamı ne ölçüde etkilediği dikkate alınır.
Örneğin yalnızca evde ödev yaparken dikkatinin dağılması ile hem evde hem okulda belirgin dikkat güçlüklerinin bulunması aynı şekilde değerlendirilmez. Ayrıca dikkat güçlüğüne benzeyen belirtiler farklı durumlarda da ortaya çıkabilir. Bu nedenle kapsamlı bir değerlendirme önemlidir.
Ebeveynin yaklaşımı, çocuğun yaşadığı güçlüğün yönetilmesinde önemli bir yere sahiptir.
“Bir saat ders çalış” demek yerine yapılacak görevi daha küçük ve anlaşılır adımlara ayırmak çocuğun başlamasını kolaylaştırabilir.
Özellikle dikkatini sürdürmekte zorlanan çocuklarda uzun yönergeler yerine kısa ve net ifadeler kullanılabilir.
Televizyon, telefon, tablet, oyuncaklar veya sürekli dikkat çeken başka uyaranlar çalışma sırasında çocuğun dikkatini dağıtabilir.
“Sonunda bitirdin” demek yerine “Başlamakta zorlandığın halde göreve devam ettin” gibi çocuğun gösterdiği çabayı fark eden ifadeler kullanılabilir.
“Sen zaten dikkatsizsin.”
“Hiçbir şeyi dinlemiyorsun.”
“Bir işi de doğru düzgün yap.”
gibi ifadeler çocuğun kendisiyle ilgili olumsuz bir algı geliştirmesine katkıda bulunabilir.
Dikkat güçlüğü yaşayan çocuğun davranışını yalnızca isteksizlik veya tembellik olarak değerlendirmek yerine, hangi beceride zorlandığını anlamaya çalışmak daha işlevsel olabilir.
Ekran kullanımı da dikkat ve günlük rutinlerle ilgili ebeveynlerin sıkça gündeme getirdiği konulardan biridir. Ancak çocuğun dikkat güçlüğünü yalnızca telefon veya tablet kullanımına bağlamak doğru değildir. Ekran kullanımı; uyku, günlük rutinler, fiziksel aktivite, ödev düzeni ve aile içi sınırlar gibi birçok faktörle birlikte ele alınmalıdır. Bu nedenle “telefonu tamamen kaldırırsam dikkat sorunu çözülür” şeklinde tek bir çözüm düşünmek yerine çocuğun genel yaşam düzenine bakmak daha sağlıklıdır.
Dikkat güçlüğüyle başvuran bir çocuk değerlendirilirken yalnızca tek bir test sonucuna bakmak yeterli değildir. Çocuğun gelişim öyküsü, ebeveyn gözlemleri, okuldan alınan bilgiler, akademik işleyişi ve günlük yaşamındaki güçlükleri birlikte ele alınmalıdır. Gerektiğinde dikkat ve bilişsel becerileri değerlendirmeye yardımcı psikometrik araçlardan yararlanılabilir.
MOXO, dikkat, dürtüsellik, hiperaktivite ve zamanlama gibi alanlarda performans hakkında bilgi sağlayabilen bilgisayar tabanlı bir değerlendirme aracıdır. Tek başına tanı koydurmaz; klinik değerlendirmeyi destekleyen araçlardan biri olarak ele alınmalıdır.
WISC-IV, çocukların bilişsel becerilerinin farklı alanlarını değerlendirmeye yönelik bir zeka testidir. Özellikle dikkat güçlüğüne eşlik edebilecek bilişsel profil farklılıklarının ve öğrenme sürecinin daha ayrıntılı ele alınmasına yardımcı olabilir. Bu nedenle çocuğun yaşadığı güçlüğün yalnızca “dikkatsizlik” olarak değerlendirilmemesi önemlidir.
Her dikkat dağınıklığında psikolojik destek almak gerekmeyebilir.
Ancak dikkat güçlüğü;
uzun süredir devam ediyorsa,
okul başarısını veya ödev sürecini belirgin şekilde etkiliyorsa,
öğretmen tarafından da fark ediliyorsa,
evde sürekli çatışmaya neden oluyorsa,
çocuğun arkadaşlık ilişkilerini etkiliyorsa,
unutkanlık, dürtüsellik veya hareketlilikle birlikte görülüyorsa,
çocuğun kendine yönelik olumsuz düşünceler geliştirmesine neden oluyorsa,
bir uzman tarafından değerlendirilmesi faydalı olabilir.
Özellikle belirtilerin hem evde hem okulda görülmesi ve günlük yaşamı belirgin biçimde etkilemesi değerlendirme açısından önem taşır.
Çocuğun dikkatini toplamakta zorlanması, ders başında kalamaması, çok çabuk sıkılması veya görevlerini tamamlayamaması durumunda öncelikle bu davranışların altında yatan nedenleri anlamak gerekir.
Klinik Psikolog Melisa Uslu, Bursa’da çocuk ve ergenlere yönelik psikolojik değerlendirme ve psikoterapi süreçleri yürütmektedir.
Dikkat ve davranış sorunlarında değerlendirme süreci; çocuğun gelişimsel özellikleri, ebeveyn gözlemleri, okul yaşamı ve ihtiyaç duyulduğunda kullanılan psikometrik değerlendirme araçları birlikte ele alınarak planlanır.
Amaç yalnızca “çocuğun dikkatini artırmak” değil; çocuğun hangi alanda zorlandığını anlamak ve ihtiyaçlarına uygun bir destek süreci oluşturmaktır.
Dikkat güçlüğünün birçok nedeni olabilir. Gelişimsel özellikler, uyku, duygusal durum, öğrenme güçlükleri, çevresel koşullar ve DEHB gibi farklı durumlar değerlendirilmelidir.
Çabuk sıkılmak tek başına DEHB göstergesi değildir. Belirtilerin sürekliliği, farklı ortamlarda görülmesi ve çocuğun günlük yaşamını etkilemesi birlikte değerlendirilmelidir.
Öncelikle görevleri küçük parçalara bölmek, çalışma ortamındaki dikkat dağıtıcıları azaltmak ve çocuğun hangi aşamada zorlandığını gözlemlemek faydalı olabilir. Sorun devam ediyorsa daha ayrıntılı değerlendirme düşünülebilir.
Dikkat becerilerini değerlendirmeye yardımcı çeşitli araçlar bulunmaktadır. Ancak tek bir test sonucu DEHB tanısı koymak için yeterli değildir; değerlendirme bir bütün olarak yapılmalıdır.
Hayır. MOXO gibi dikkat değerlendirme araçları klinik değerlendirmeye yardımcı olabilir; DEHB değerlendirmesi tek bir test sonucuna dayanmaz.
Bu belirtilerin ne kadar süredir devam ettiği, hangi ortamlarda görüldüğü ve çocuğun günlük yaşamını nasıl etkilediği değerlendirilmelidir.
Çocuk ve Ergen Psikoterapisi
Klinik Psikolog Melisa Uslu, Bursa’da çocuk ve ergenlerin dikkat, davranışsal ve duygusal güçlüklerine yönelik psikolojik değerlendirme ve psikoterapi süreçleri yürütmektedir.
Dikkat sorunları, DEHB belirtileri, akademik güçlükler ve ebeveyn-çocuk ilişkilerinde yaşanan zorluklar kapsamında çocuk ve aileye yönelik değerlendirme ve destek süreçleri planlanmaktadır.