“Çocuğum ders çalışmıyor.”
“Ödevini yapması için sürekli başında durmam gerekiyor.”
“Dersin başına bir türlü oturmuyor.”
“Ne söylesem ‘birazdan yapacağım’ diyor.”
“Çocuğuma ders çalıştıramıyorum.”
Bu cümleler birçok ebeveynin okul döneminde karşılaştığı günlük sorunların başında gelir.
Çocuğun ders çalışmak istememesi veya ödev yapmayı sürekli ertelemesi, her zaman tembellik ya da sorumsuzluk anlamına gelmez. Bazen çocuk konuyu anlamadığı için zorlanabilir, bazen başarısız olmaktan çekinebilir, bazen nasıl çalışacağını bilemeyebilir. Dikkatini sürdürmekte zorlanan veya planlama ve zaman yönetimi becerileri gelişmekte olan çocuklarda da ders ve ödev sorumlulukları daha zor hale gelebilir.
Bu nedenle “Çocuğum neden ders çalışmıyor?” sorusunun yanında “Çocuğum ders çalışırken tam olarak nerede zorlanıyor?” sorusunu da sormak önemlidir.
Bir çocuğun ders çalışmak istememesinin tek bir nedeni olmayabilir. Aynı davranış farklı çocuklarda farklı nedenlerden kaynaklanabilir.
Örneğin bir çocuk anlamadığı bir konu nedeniyle ödevden kaçınırken, başka bir çocuk dikkatini sürdürmekte zorlandığı için masadan kalkabilir. Bir başka çocuk ise hata yapmaktan veya başarısız olmaktan endişelendiği için çalışmaya başlamayı sürekli erteleyebilir.
En sık karşılaşılan nedenler arasında şunlar bulunabilir:
Konuyu veya dersi anlamakta zorlanma
Öğrenme eksikliklerinin birikmesi
Dikkatini sürdürmekte zorlanma
Planlama ve zaman yönetimi güçlükleri
Ödevin nereden başlayacağını bilememe
Başarısızlık veya hata yapma kaygısı
Akademik özgüvenin düşük olması
Ders çalışma alışkanlığının gelişmemiş olması
Uzun süre masa başında kalmakta zorlanma
Ekran ve diğer daha cazip etkinliklere yönelme
Yorgunluk veya uyku düzenindeki problemler
Okul veya öğretmenle ilgili yaşanan güçlükler
Derslerle ilgili motivasyon kaybı
Dolayısıyla yalnızca “Ders çalışmıyor.” davranışına bakarak çocuğun neden zorlandığını anlamak mümkün değildir.
Çocuğun ders çalışmak istememesi doğrudan “tembellik” olarak değerlendirilmemelidir.
Bir çocuk masaya oturmayı reddediyor olabilir çünkü görevi zor buluyordur. Konuyu anlamadığında çalışmaya başlamaktan kaçınabilir. Başarısız olacağına inanıyorsa denememeyi tercih edebilir. Nereden başlayacağını bilmiyorsa ödevi sürekli erteleyebilir.
Güncel ebeveyn rehberlerinde de ders çalışmama davranışının altında anlamama, yöntem eksikliği, başarısızlık korkusu ve motivasyon gibi farklı nedenlerin bulunabileceği vurgulanmaktadır.
Bu nedenle çocuğa “Tembelsin.” veya “Sen zaten hiçbir şeyi önemsemiyorsun.” demek yerine, davranışın arkasındaki güçlüğü anlamaya çalışmak daha işlevsel bir başlangıçtır.
“Ödevini yap.” demek yerine çocuğun hangi noktada zorlandığını gözlemleyin.
Örneğin:
Masaya oturmakta mı zorlanıyor?
Ödeve başlamakta mı zorlanıyor?
Soruları anlamıyor mu?
Uzun süre dikkatini sürdüremiyor mu?
Bir soruyu yapamayınca tamamen bırakıyor mu?
Sürekli yardım mı istiyor?
Ödevini unutuyor veya gerekli materyalleri kaybediyor mu?
Sorunun başlangıç noktası bulunduğunda çözüm de daha hedefli hale gelir.
“Ders çalış.” çocuk için oldukça geniş bir yönergedir.
Bunun yerine:
“Matematik defterini çıkaralım.”
“Önce ilk üç soruyu yapalım.”
“Bu sayfadaki sorular bittikten sonra kısa bir mola vereceğiz.”
gibi daha açık ve sınırları belli yönergeler kullanılabilir.
Özellikle dikkat ve yürütücü işlevlerde zorlanan çocuklarda görevin ne zaman, nerede ve nasıl yapılacağının netleştirilmesi süreci kolaylaştırabilir.
Çocuğun önünde uzun bir ödev listesi olduğunda bütün görev gözünde büyüyebilir.
“Bugün bütün ödevlerini bitireceksin.” demek yerine görevi küçük parçalara ayırmak daha uygulanabilir olabilir.
Örneğin:
Matematik → 5 soru
Kısa mola
Türkçe → 1 sayfa
Kısa mola
Okuma → 15 dakika
Buradaki amaç çocuğu saatlerce masa başında tutmak değil, görevi başlanabilir ve tamamlanabilir parçalara dönüştürmektir.
Ders ve ödev zamanı her gün farklı olduğunda çocuk için süreç öngörülemez hale gelebilir.
Mümkün olduğunca benzer saatlerde başlayan, çocuğun dinlenme ve oyun ihtiyacını da gözeten bir rutin oluşturmak yardımcı olabilir.
Rutin oluştururken çocuğun okuldan geldikten hemen sonra uzun süre çalışmasını beklemek yerine, yaşına ve günlük programına uygun bir geçiş süresi planlanabilir.
Çocuk zorlandığında ebeveynin hemen devreye girerek ödevi tamamlaması kısa vadede çatışmayı azaltabilir. Ancak çocuğun sorumluluğu kendisinin üstlenmesi gereken bir alanı vardır.
Yardım gerektiğinde doğrudan cevabı vermek yerine:
“Bu soruda seni zorlayan ne oldu?”
“Buraya kadar nasıl düşündün?”
“İlk olarak hangi bilgiyi kullanabiliriz?”
gibi sorularla düşünme sürecine destek olunabilir.
Bazı çocuklar için asıl problem ders çalışmak değil, çalışmaya başlamaktır.
Çocuk “birazdan başlayacağım” diyebilir, kalemini arayabilir, su isteyebilir, tuvalete gidebilir veya başka bir işle ilgilenmeye başlayabilir.
Bu durumda “Hadi artık başla!” şeklindeki tekrarların sayısını artırmak yerine başlangıç adımını küçültmek daha faydalı olabilir.
Örneğin:
“Şimdi sadece kitabını açalım.”
“Önce hangi ödevlerin olduğunu birlikte yazalım.”
“İlk soruyu birlikte okuyalım, sonrasına sen devam et.”
Başlamak kolaylaştıkça çocuğun görevi sürdürmesi de kolaylaşabilir.
“5 dakika sonra kalkıyor.”
“Ders çalışırken sürekli başka şeylerle ilgileniyor.”
“Bir sayfa ödevi bitiremiyor.”
“Kalemini, silgisini sürekli kaybediyor.”
Bu tür davranışlar dikkat becerileriyle ilişkili olabilir; ancak tek başına DEHB anlamına gelmez.
Dikkat güçlüğünü değerlendirirken davranışın yalnızca ders sırasında mı ortaya çıktığı, yoksa okulda, evde ve diğer günlük etkinliklerde de görülüp görülmediği önemlidir.
DEHB'de dikkat sürdürme, görevleri tamamlama, organizasyon, zaman yönetimi ve unutkanlık gibi alanlarda güçlükler görülebilir. Ancak bu belirtilerin değerlendirilmesi için çocuğun gelişimsel özellikleri ve farklı ortamlardaki işlevselliği birlikte ele alınmalıdır.
Ders çalışmama veya ödev yapmama davranışı bazı ebeveynlerde “Acaba çocuğumda dikkat eksikliği mi var?” sorusunu gündeme getirebilir. Ancak yalnızca ders çalışmak istememek veya ödevleri ertelemek DEHB tanısı koymak için yeterli değildir.
DEHB açısından değerlendirmede çocuğun dikkatini sürdürme, görevleri tamamlama, organizasyon, dürtü kontrolü ve günlük yaşam becerileri gibi farklı alanlardaki davranışları ele alınır. Belirtilerin birden fazla ortamda görülmesi ve çocuğun işlevselliğini etkilemesi de değerlendirme açısından önemlidir.
Bu nedenle “Çocuğum ders çalışmıyor” davranışını doğrudan DEHB olarak yorumlamak yerine, gerektiğinde kapsamlı bir değerlendirme yapılması daha doğru olacaktır.
Bazı ebeveynler “Çocuğum aslında çok zeki ama çalışmıyor.” şeklinde bir gözlem paylaşabilir.
Burada çocuğun bilişsel potansiyeli ile akademik sorumluluklarını yerine getirme becerisinin aynı şey olmadığı unutulmamalıdır.
Çocuk konuyu anlamasına rağmen:
Planlama yapmakta,
Başlamakta,
Dikkatini sürdürmekte,
Zamanını yönetmekte,
Hatalarıyla baş etmekte,
Uzun vadeli hedef için çaba göstermekte
zorlanabilir.
Bu nedenle yalnızca “zeka” üzerinden değerlendirme yapmak yerine çocuğun öğrenme sürecinde hangi becerilerde zorlandığına bakmak gerekir.
Çocuğun sürekli ebeveyn desteği istemesinin farklı nedenleri olabilir.
Bazen çocuk gerçekten konuyu anlamıyordur. Bazen hata yapmaktan çekiniyordur. Bazen de görevin sorumluluğunu ebeveyne bırakmayı öğrenmiş olabilir.
Bu durumda ebeveynin bütün görevi üstlenmesi yerine çocuğun yapabildiği kısmı kendisinin tamamlamasına fırsat vermesi önemlidir.
Örneğin:
“Bu kısmı sen yap, takıldığın yerde bana söyle.”
şeklinde bir yaklaşım çocuğun bağımsızlığını destekleyebilir.
Ebeveynin sürekli “Ders çalış.”, “Ödevini yaptın mı?”, “Masaya otur.” şeklinde hatırlatmalar yapması zaman içerisinde ebeveyn-çocuk arasındaki ders çatışmasını artırabilir.
Özellikle her gün yaşanan uzun tartışmalar, dersin kendisinden çok ebeveynle yaşanan mücadeleyi ön plana çıkarabilir.
Bu nedenle evde net bir rutin oluşturmak, sorumluluğu çocuğa yaşına uygun şekilde bırakmak ve ebeveyn desteğini gerektiği kadar sunmak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
Çocukların ödev sorumluluğunu yapılandırılmış bir ortamda yerine getirmesinin desteklenmesi, özellikle dikkat ve organizasyon güçlüklerinde önem taşıyabilir.
Ders sırasında telefon, tablet, televizyon veya başka dikkat dağıtıcıların açık olması bazı çocukların göreve odaklanmasını zorlaştırabilir.
Çalışma alanının mümkün olduğunca sade olması ve ders sırasında kullanılmayacak dijital cihazların ortamdan uzaklaştırılması faydalı olabilir.
Ancak ekran kullanımını yalnızca “yasaklamak” üzerinden ele almak yerine, çocuğun günlük programında ders, dinlenme, oyun, sosyal zaman ve ekran kullanımının dengeli biçimde planlanması daha sürdürülebilir olabilir.
Ders çalışma alışkanlığı bir anda oluşmaz. Çocuğun yaşına ve ihtiyaçlarına uygun, öngörülebilir bir rutin oluşturmak gerekir.
Başlangıçta şu basamaklar kullanılabilir:
Ders için belirli bir zaman belirlemek
Çalışma alanını hazırlamak
Yapılacak görevleri birlikte netleştirmek
Büyük görevleri küçük parçalara ayırmak
Kısa çalışma ve mola aralıkları oluşturmak
Tamamlanan görevleri görünür hale getirmek
Çocuğun kendi sorumluluğunu giderek artırmak
Amaç çocuğun her akşam ebeveyninin hatırlatmasıyla çalışması değil, zaman içerisinde kendi sorumluluğunu yönetme becerisinin gelişmesidir.
Çocuğun “ders çalışmayı sevmiyorum” demesinin altında ne olduğunu anlamak önemlidir.
Şunları gözlemleyebilirsiniz:
“En çok hangi derste zorlanıyor?”
“Dersin hangi bölümünde bırakıyor?”
“Yanlış yaptığında nasıl tepki veriyor?”
“Ödev verildiğinde ilk tepkisi ne oluyor?”
“Çalışmaya başlamadan önce mi, başladıktan sonra mı huzursuz oluyor?”
Bu sorular, problemin motivasyonla mı, akademik güçlükle mi, dikkatle mi, kaygıyla mı veya başka bir nedenle mi ilişkili olabileceğini anlamaya yardımcı olabilir.
Bazı çocuklarda akademik görevler yoğun stres ve hayal kırıklığı yaratabilir.
Özellikle zorlandığı bir konuda sürekli başarısız olduğunu düşünen çocuk, görevi bırakabilir, ağlayabilir veya öfkelenebilir.
Bu durumda yalnızca davranışı durdurmaya çalışmak yerine çocuğun hangi noktada zorlandığını anlamak önemlidir.
“Dersini yapmadığın için kızıyorum.” yerine
“Bu soruda zorlandığını fark ettim. Nerede takıldığını birlikte bulalım.”
gibi bir yaklaşım çocuğun problem çözme sürecine geçmesine yardımcı olabilir.
Her ders çalışma güçlüğü psikolojik destek gerektirmez. Ancak problem uzun süredir devam ediyor ve çocuğun akademik, sosyal veya duygusal yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa daha ayrıntılı bir değerlendirme düşünülebilir.
Özellikle;
Çocuğun okula gitmek istememesi
Ödev ve ders konusunda yoğun kaygı yaşaması
Ders başında sürekli ağlama veya öfkelenme
Belirgin dikkat ve organizasyon güçlükleri
Görevleri sürekli unutma veya tamamlayamama
Akademik başarının belirgin şekilde düşmesi
Öğrenmekte zorlandığı alanların bulunması
Başarısızlık korkusunun belirgin olması
“Ben yapamam.”, “Ben zaten başarısızım.” gibi ifadelerin sıklaşması
Ders ve ödevlerin aile içinde sürekli çatışma konusu haline gelmesi
gibi durumlarda çocuğun yaşadığı güçlüğün nedenlerinin değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Ders çalışma ve ödev sorunlarında tek bir davranış üzerinden değerlendirme yapılmaz.
Çocuğun yaşına ve başvuru nedenine göre;
Dikkat becerileri
Öğrenme süreci
Akademik beceriler
Planlama ve organizasyon
Duygusal durum
Kaygı düzeyi
Motivasyon
Okul yaşantısı
Ebeveyn-çocuk etkileşimi
gibi farklı alanlar ele alınabilir.
Gerekli durumlarda ebeveynlerden ve okuldan alınan bilgiler de değerlendirmeye dahil edilebilir.
Önemli olan yalnızca “Çocuğum neden çalışmıyor?” sorusuna değil, “Çocuğumun ders ve ödev sürecinde hangi beceriye veya desteğe ihtiyacı var?” sorusuna yanıt bulabilmektir.
Çocuğun ders çalışmak istememesi, ödevlerini sürekli ertelemesi veya akademik sorumluluklarını yerine getirmekte zorlanması farklı nedenlerle ilişkili olabilir.
Klinik Psikolog Melisa Uslu tarafından Bursa'da çocuk ve ergenlere yönelik psikolojik değerlendirme, psikoterapi ve ebeveyn danışmanlığı süreçleri yürütülmektedir.
Ders çalışma, dikkat, akademik kaygı, davranışsal güçlükler ve okul yaşamına ilişkin sorunlarda çocuğun bireysel özellikleri ve ihtiyaçları doğrultusunda değerlendirme yapılmaktadır.
Öncelikle çocuğun neden ders çalışmak istemediğini anlamaya çalışmak önemlidir. Konuyu anlamama, dikkat güçlüğü, başarısızlık kaygısı, motivasyon sorunları veya çalışma alışkanlığının gelişmemiş olması gibi farklı nedenler olabilir. Görevi küçük parçalara ayırmak, net bir rutin oluşturmak ve çocuğun yaşına uygun sorumluluk vermek yardımcı olabilir.
Ödev yapmadığı için çocuğu tembel veya sorumsuz olarak etiketlemek yerine hangi aşamada zorlandığını anlamaya çalışın. Ödevi küçük parçalara bölmek, başlangıç adımını netleştirmek ve tutarlı bir çalışma rutini oluşturmak destekleyici olabilir.
Dersin başına oturmamak; görevi zor bulma, nasıl başlayacağını bilememe, dikkatini sürdürmekte zorlanma, başarısızlık kaygısı veya daha cazip etkinliklere yönelme gibi farklı nedenlerle ortaya çıkabilir.
Çabuk sıkılma tek başına dikkat eksikliği veya DEHB anlamına gelmez. Dikkat güçlüğünün değerlendirilmesinde çocuğun farklı ortamlardaki davranışları ve günlük yaşam işlevselliği birlikte ele alınmalıdır.
Çocuğu sürekli ödüllendirmek veya baskı altında tutmak yerine, ulaşılabilir hedefler belirlemek, görevi küçük parçalara ayırmak, çabasını fark etmek ve düzenli bir çalışma rutini oluşturmak daha sürdürülebilir olabilir.
Hayır. Ders çalışmama ve ödev yapmama birçok farklı nedenle ortaya çıkabilir. DEHB değerlendirmesi için dikkat, dürtüsellik, organizasyon ve görevleri sürdürme gibi belirtilerin farklı ortamlarda ve çocuğun işlevselliği üzerindeki etkisinin birlikte değerlendirilmesi gerekir.
Çocuğun gerçekten hangi noktada yardıma ihtiyaç duyduğunu belirlemek önemlidir. Yapabileceği görevleri onun yerine tamamlamak yerine, gerektiğinde ipucu vererek ve düşünme sürecini destekleyerek bağımsız çalışmasına alan açılabilir.
Ders ve ödev konusunun her gün uzun tartışmalara dönüşmesi ebeveyn-çocuk ilişkisini zorlayabilir. Net bir rutin oluşturmak, görevleri çocuğun yaşına uygun biçimde yapılandırmak ve sorumluluğu aşamalı olarak çocuğa bırakmak yardımcı olabilir. Sorun uzun süredir devam ediyorsa altında yatan nedenlerin değerlendirilmesi yararlı olabilir.